headerLogo2b-18pt-myriadpro

Günümüzde İslam Tek Geçerli İnanç Değil mi? Hıristiyanlık'ı Geçersiz Kılmadı mı?

Ahlaksal İlkeler

39 image4961 bar 45Tanrı için en önemli olan şey nedir? Tanrı’nın buyruklarının hepsi büyüktür çünkü büyük bir Tanrı’nın buyruklarıdır. Fakat bazıları diğerlerinden daha önemlidir; ahlaksal ilkeler, günlük dini uygulamalardan daha önemlidir. Sadece Tanrı’nın tek olduğuna inanmak doğru mu? Bu gece geceyarısında mahallenizdeki bar ya da diskoda Tanrı’nın bir olup olmadığını sorun. Dilleri birbirine dolaşmıyorsa, bunun imanlarının temeli olduğunu söylediklerini duyarsınız. O gürültülü, dumanlı odaya genel bir bakış, bu kişilerin hayatlarında bir şeylerin eksik olduğunu söyleyecektir, öyle değil mi?  

Beni yanlış anlamayın. Sadece İstanbul’da ki yaşamdan söz etmiyorum. İnsanlıktan söz ediyorum. New York, Adana, Paris ya da sokağınızdaki insanlardan söz ediyorum, yani yatırımcıların alkol ya da başka zevkleri satacak kadar büyük olduğunu düşündükleri bir kentte yaşıyorsanız.   

Bununla birlikte, Rabbimiz tek Rab ise, O’nu bütün yüreğimizle sevmeliyiz. Bizim üzerimizde hak sahibi olan tek Kişi O’dur ve bütün yüreğimizle sevilmelidir. Üzerimizde hak sahibi olan tek Kişi’dir ve bu nedenle bize sahip olabilecek tek Kişi olmalıdır. Rab tekse, yüreklerimizin de O’nunla bir olması gerekir. Rab dışında başka Tanrı olmadığına göre, yüreklerimizin tahtında O’na rakip olabilecek kimse kabul edilmemelidir.

“…İsa'nın onlara güzel yanıt verdiğini gören bir din bilgini yaklaşıp O'na, "Buyrukların en önemlisi hangisidir?" diye sordu. İsa şöyle karşılık verdi: "En önemlisi şudur: 'Dinle, ey İsrail! Tanrımız Rab tek Rab'dir. Tanrın Rab'bi bütün yüreğinle, bütün canınla, bütün aklınla ve bütün gücünle seveceksin.' İkincisi de şudur: 'Komşunu kendin gibi seveceksin.' Bunlardan daha büyük buyruk yoktur."
Din bilgini İsa'ya, "İyi söyledin, öğretmenim" dedi. "'Tanrı tektir ve O'ndan başkası yoktur' demekle doğruyu söyledin. İnsanın Tanrı'yı bütün yüreğiyle, bütün anlayışıyla ve bütün gücüyle sevmesi, komşusunu da kendi gibi sevmesi, bütün yakmalık sunulardan ve kurbanlardan daha önemlidir." 
İsa onun akıllıca yanıt verdiğini görünce, "Sen Tanrı'nın Egemenliği'nden uzak değilsin" dedi. Bundan sonra kimse O'na soru sormaya cesaret edemedi.” (Markos 12: 28-34, İncil)

İsa’yı Tuzağa Düşürmek Olanaksızdı

40 image4485 theophany jesus 45İsa’nın dönemindeki dini önderler yıllar boyunca İsa’ya O’nu tutuklamalarına ve Roma Valisi Pilatus’a vermelerine neden olabilecek bir şey söylemesi için soru sorup duruyorlardı. İsa’nın öldürülmesini istiyorlardı. Burada okuduğumuz aralarında geçen son karşılaşmadır. Bu önderler sonunda İsa’yı tuzağa düşürmenin olanaksızlığını fark ettiler. Söylediği her şey büyük bir yetki ve görkemle söylenmişti. Ne kadar da haklılardı! İsa tutuklanacak ve çarmıha gerilecekse bu, onların koşullarına göre değil, kendi koşullarına göre olacaktır. İsa’nın çarmıha yürüyüşü bir Ölüm Fatihinin yürüyüşüydü. Yenilgiye uğramış bir peygamber değildi çünkü şöyle dedi: “Ben iyi çobanım. İyi çoban koyunları uğruna canını verir. Canımı kimse benden alamaz; ben onu kendiliğimden veririm. Onu vermeye de tekrar geri almaya da yetkim var.” (Yuhanna 10:11,18, İncil)

Sahip Olduğumuz Işıktan İyi Bir Şekilde Yararlayalım

Devam etmeden önce bu ayetler hakkında son bir şey söylemek istiyorum. Sahip oldukları ışığı iyi kullananlar için umut vardır, tıpkı bu din bilgini gibi. İsa bu adamın Tanrı’nın Egemenliği’nden uzak olmadığını söyledi. Cennet güvencesini almak için daha ne kadar ileri gitmemiz gerekir? Bilmiyoruz. Umarız sahip olduğu ışığın kendisini götürdüğü yere kadar gitmiştir. Sonra, Tanrı’dan daha fazla ışık istedikten sonra daha da ileri yönlendirilecektir. Tıpkı sizin gibi o din bilgininin de konuştuğu kişi hakkında daha fazla şey keşfetmesi gerekiyordu. Bu satırları okurken bile sahip olduğunuz ışıktan iyi bir şekilde yararlanın. Tanrı, İsa’nın gerçek kimliğini anlamanıza yardımcı olsun sonra da Kurtarıcınız ve Rabbiniz olarak O’na iman etme cesareti versin.

41 iii burdens many1 temp5 45Tanrı’nın insana verdiği yasalar arasındaki önemli farklılıkları göstermeye çalıştım. Kurbanlar ve sunular Musa’nın yasasında buyrulmuştu. Fakat yukarıda işaret ettiğim gibi, Tevrat ve Zebur’da bile Tanrı’nın daha önemli kaygıları olduğu açıktır.

“Kurbandan, sunudan hoşnut olmadın, ama kulaklarımı açtın. Yakmalık sunu, günah sunusu da istemedin. O zaman şöyle dedim: “İşte geldim; Kutsal Yazı tomarında benim için yazılmıştır. Ey Tanrım, senin isteğini yapmaktan zevk alırım ben, Yasan yüreğimin derinliğindedir.” (Mezmur 40: 6-8, Eski Antlaşma)