headerLogo2b-18pt-myriadpro

Olağanüstü Sevgi

35 mutea al-fadi suudi arabistan testimony sizeSuudi Arabistan’da doğan çok dindar bir Müslüman’dım. Yirmi yıldan fazla bir süre İslam’ın öğretişlerine bağlı kaldım ve hayatımın her alanına uyguladım. Bu öğretişler aşağıdaki inançları içeriyordu:

- İslam’ın dünyadaki son din olması,
- Tanrı için kabul edilebilir tek din olması,
- Cennete giden yol olması,
- İslam’ı dinleri olarak kabul etmeyenlerin cehenneme gitmeye mahkûm oldukları ve Tanrıları olarak Allah’ı ve peygamberleri olarak Muhammed’i kabul etmedikleri sürece eylemleri ve ibadetlerinin kendilerini kurtaramayacak olması,
- Müslümanlar için kurtuluşun iyi eylemler aracılığıyla kazanılması ve Allah adına ölmeye razı olanlar dışında kimse için garantili olmadığı,
- Müslümanların tüm diğer insanlardan üstün olduğu,
- Müslüman olmayana tüm insanların kâfir sayılması ve buna Hıristiyanlar da dahildir.
- İsa Mesih’in sadece bir insan ve Allah tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğu
- İsa’nın ne Tanrı ne de Tanrı Oğlu olduğu,
- İsa’nın hiçbir zaman çarmıha gerilmediği, çarmıhta ölmediği ve ölümden dirilmediği,
- İsa’nın kendisine zulmedenlerden kurtarılmak için Cennete alındığı ve son günlerde Allah’ın gerçek dini olarak İslam’ı kurmak için tekrar geleceğine,
- Son günlerde İsa’nın Hıristiyanları İslam’a inanca döndürmek için Mesih-karşıtını öldüreceği.

Fakat büyürken öğrendiğim en zorlayıcı şey NEFRET’Tİ. Allah’a ibadet etmeyen ve İslam’a inanmayan herkesten nefret etmeyi öğrendim. Bunlara Hıristiyanlar ve Yahudiler de dahildir.

On iki yaşıma geldiğimde Kuran’ın yarısını ezberlemiştim. Amacım hepsini ezberlemekti çünkü Kuran’ı ezberlemenin günahları örtebileceğini ve insanı bağışlatabileceğini öğrenmiştim. On beş yaşındayken, Usame bin Ladin’le birlikte Sovyetler Birliğine karşı Afganistan tarafında savaşmak için giden çok sayıda gençle birlikte Allah adına ölmeye hazırdım.  

Ailem kalmam için yalvarmamış olsaydı giderdim çünkü Allah adına ölen Müslümanları bekleyen ödüllerin, Cennete girmeyi başardıkları takdirde diğer Müslümanların alacakları ödüllerden çok daha büyük ve fazla olduğunu biliyordum. Birincisi, Allah adına ölenler için Cennet kesindir. Bütün günahları bağışlanmış olarak ve diğerlerinin alabileceklerinin çok ötesinde ödüllerle Cennet onlarındır.

Fakat büyüdükçe Kuran’ın dilini anlamaya başladım ve sayfalarında anlayamadığım ve hiç beğenmediğin nefret mesajları gördüm. Tanrı’nın, sadece kendisini kabul etmedikleri için yarattıklarından nefret edebileceğine inanamadım. Tanrı’nın bundan daha büyük ve insanların birbirlerine karşı davranışlarından daha farklı davranan birisi olması gerektiğini düşündüm. Bu gibi düşünce ve kuşkuları başka insanlarla paylaşmak beni çok üzerdi. Güvenliğimi tehlikeye atardı çünkü Allah’a küfretme veya İslam’ı terk etmenin cezası ölümdür.

Suudi Arabistan’da üniversiteden mezun olduktan sonra lisansüstü eğitimime bir batı ülkesinde devem etmek istedim fakat bir sorunla karşı karşı kaldım. Sorun, İslam’ın müritlerine Hıristiyanlarla arkadaş olmayı yasaklamasıdır. “Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar (birbirinin tarafını tutarlar). İçinizden onları dost tutanlar, onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna yol göstermez.” (Maide 5:51). Ayrıca, Müslüman dünyası bütün batılı ülkelerin Hıristiyan olduğuna gerçekten inanır.

1980’li yılların sonlarında eğitimime devam etmeyi umut ettiğim Batı ülkesine geldim. Hıristiyanlarla ilişki içinde olacağım için korku ve rahatsızlık duyuyordum. Ne var ki, en iyi eğitimi almak için bu üniversitelerden birine gitmemin şart olduğunu biliyordum.

Bir ay kadar öğrenci yurdunda kaldıktan sonra bu yabancı ülkenin kültürünü ve yaşam biçimini daha yakından tanımam gerektiğine karar verdim. İşte o sıralarda, kültürü ve yaşam biçimini daha iyi tanımaları için uluslararası öğrencileri oradaki ailelerle bir araya getiren bir program olduğunu duydum. Bunun bir Hıristiyan hizmeti olduğunu bilmiyordum. Böylece ben de bu programa yazıldım. Hayatımın gidişatını sonsuza dek değiştirecek olan bir karardı.

Aradan hemen hemen iki hafta geçtikten sonra program aracılığıyla genç bir çift benimle temas kurdu ve benimle çalışmak üzere görevlendirildiklerini söylediler. Sonraki yedi ay boyunca bu aile benim beklentilerimi çok çok aşan bir sevgi gösterdiler. Daha önce deneyim etmediğim bir sevgiydi, Müslüman kardeşlerimden bile böyle sevgi görmemiştim. O yıl, daha sonra bu aile akşam yemeği için beni evlerine davet etti. Ancak o zaman Hıristiyan bir aile olduklarını fark ettim çünkü yemekten önce dua etmelerinin bir sakıncası olup olmadığını sordular. Dualarını dinledim ve kabul etmeliyim ki umutsuzluğa kapıldım. Hıristiyanların bu kadar büyük bir sevgiyle dolu olduklarını hiç fark etmemiştim çünkü Hıristiyanların nefretle dolu olduklarına inanıyordum.

Bu aile benimle İncil’den hiç bir öğretiş paylaşmadı, bunun yerine, İsa Mesih’in sevgisini eylemleri aracılığıyla gösterdiler. Onları ziyaret ettikten sonra evlerinden, kendi inancım ve bana öğretilenler hakkında büyük kuşkularla ayrıldım. Kendisine inananların yaşamında böylesine derin bir değişiklik yapan bu İsa hakkında daha fazla öğrenmek için Hıristiyanlığı araştırmaya karar verdim. İsa bu aileye daha önce hiç görmediğim bir şekilde esenlik ve sevinç verdi. Gerçekten de onlar aracılığıyla çevreyi aydınlatan O’nun ışığıydı.

Birkaç yıl sonra üniversiteden mezun olduktan sonra orada bir şirkette çalışmaya başladım ve Hıristiyan bir yaşam sürdüren bir Hıristiyan’ın gerçek bir örneği olan başka bir beyefendiyle tanıştım! İmanı, yaşamı, sevinci, esenliğinden ve çevresinde parlayan ışıktan çok etkilendim. Kuşkusuz çevresindeki herkesten çok farklıydı. Beni evinde Noel yemeği için akşam yemeğine davet ettiğinde eşinin ve çocuklarının da tıpkı onun gibi olduğunu fark ettim. Üniversitede tanıştığım aileye benziyorlardı. İşte o zaman artık merakıma daha fazla engel olamadım ve neden çevresindekilerden bu kadar farklı olduğunu sordum. Sonra bana tanıklığını anlattı ve yeniden doğmuş bir Hıristiyan olduğunu söyledi. Mesih’i Rabbi ve Kurtarıcısı olarak kabul ettiğini ve kendisi çaba göstermeden şu an olduğu kişi olduğunu anlattı. Tıpkı diğer aile gibi benimle İncil’den herhangi bir gerçeği paylaşmadığı halde, bir kez daha bu insanları değiştiren İsa’ya âşık oldum.

O andan itibaren, Rab, hayatımda çeşitli zorluklar ve şartlardan geçmeme izin verdi ve bunlar aracılığıyla O’nun hakkında daha fazla şey öğrenmeyi istedim. 2001 yılında, hayatımda ilk kez bir Hıristiyan kiliseye gitmeyi seçtim. İmanımın bana öğrettiği her şeyin tersine gittim. Sonraki altı ay boyunca kilisede her Pazar günü Yuhanna İncil’ini çalışarak Mesih’in gerçekten kim olduğunu öğrendim.

Aynı yıl ve herhangi bir kuşku duymadan İsa Mesih’i Rabbim ve Kurtarıcım olarak kabul ettim. Mesih’in ve Hıristiyanlığın düşmanıyken Rabbi’ne hizmet etmek için her şeyi yapmaya hazır olan yeniden doğmuş bir Hıristiyan oldum. Sonraki birkaç ay boyunca, hayatımda çeşitli denenmeler yaşarken Rab’le kişisel bir ilişkiye sahip olmanın nasıl bir şey olduğunu gördüm. Artık eskisi gibi değilim.

Mesih’i arayışım süresinde İncil’in bildirisinin benim hiç paylaşılmadığını unutmayın, İsa’yı kabul ettikten sonrasına kadar bu bildirinin bütününü de işitmiş değildim. Hayatımda dönüm noktası, gerçekten parlak birer ışık olan iki ayrı ailenin sevgi dolu basit eylemleri sayesinde gerçekleşti, tıpkı İsa’nın onları yaptığı gibi:

“Sizin ışığınız insanların önünde öyle parlasın ki, iyi işlerinizi görerek göklerdeki Babanız'ı yüceltsinler!” (Matta 5:16, İncil)

Sevgi dolu bu küçük eylemler aracılığıyla sevgili İsa Mesihim’i tanımaya başladım. Sevgili dostlar, hayatınızda Mesih’i tanımak ve Rabbiniz ve Kurtarıcınız ve gerçek yaşayan Tanrı olarak kabul etmek konusunda henüz karar vermediyseniz, duam bugün kabul etmenizdir. O’nu bir kere kabul ettiğinizde yaşamınızın gidişatını değiştiren bir yolculuğa çıkacaksınız.

Esenlik Rabbi sizi bereketlesin,

Mutea Al-Fadi

“İsa yine halka seslenip şöyle dedi: "Ben dünyanın ışığıyım. Benim ardımdan gelen, asla karanlıkta yürümez, yaşam ışığına sahip olur."” (Yuhanna 8:12, İncil)