headerLogo2b-18pt-myriadpro

Tanrı’yı Arayan Bulacaktır

61 yusuf ibrahim misir testimony sizeKendimi tanıtmama izin verin. Adım Yusuf İbrahim- eskiden adım Mahmoud Kamal Eldeen Mujehed idi. Yıllarca araştırdıktan sonra gerçeği bulmuş biri olarak Tanrı’nın beni, kutsal Sözü, Kutsal Kitap aracılığıyla benim için yaptıklarını başkalarıyla paylaşmaya yönelttiğine inanıyorum. Bu nedenle mektubumu okurken sabırlı olursanız çok sevinirim.

Mısır doğumluyum; Müslüman bir ailede dünyaya geldim. Babam imamdı ve Mısır’da Kahire’de hayatının sonuna kadar imamlık ve İslam öğretmenliği yaptı. Ailem İslami mirasından büyük gurur duyardı çünkü hemen hemen atalarımın tümü Müslüman din adamıydı. Hayatımın başlarında bana da geleceğin imamı gözüyle bakılırdı. Bu nedenle, ailem yedi yaşımdan itibaren beni Kuran kursuna gönderdi.

Daha çok gençken Tanrı, yargısı, gerçeği, insanın sonsuz yazgısı vs. hakkında sorular sormaya başladım. Tek çocuk olduğum için insanlar sorularımla alay ederdi. Fakat bu tür davranışlar hiç yardımcı olmuyor, aksine teşviğimi kırıyordu. Ruhum İslam’ın sağlamadığı bir şeyi aradığı için çaresizlik ve umutsuzluk içinde yaşıyordum. 

İslami geçmişim oldukça sığ ve yüzeyseldi. İmam olarak babam neredeyse Kuran’ın tümünü ezberlemişti ve anlasam da anlamasam da, beni de aynısını yapmaya teşvik etti. Böylece mekanik olarak dindar bir çocuk oldum oysa yüreğim ümitsizlik nedeniyle sonsuzmuş gibi görünen bir çöl kadar kuruydu.

Çoğu Müslüman gibi ben de günde beş kez ezan sesiyle çınlayan, geleneklerine bağlı Müslüman bir mahallede yaşadım. Aile olarak İslami bayramları son derece dindar bir şekilde kutlardık. İslam’ın Yahudiliği ve Hıristiyanlığı geçersiz kılan son din olduğu ve Hıristiyanların üç tanrıya inandığı öğretilmişti bana. Ayrıca Hıristiyanların, İslam’ın peygamberinden söz ettiği varsayılan ‘asıl’ Kutsal Kitap’ı değiştirdiklerini de öğretmişlerdi. İslam, İsa Mesih’in ölümü, gömülmesi ve dirilişini de inkar eder. Fakat bu gibi iddiaları açıklamak için hiçbir zaman ciddi bir girişimde bulunulmamıştır.

İlk gençlik dönemlerimde hangi dinin gerçek din olduğunu bilme isteği oluştu içimde. Müslüman bir ulusta İslam’ın sorgulanması hoş karşılanmadığı için başkalarıyla konuşmadan sorularıma yanıtlar arayıp araştırmalarımı yaptım. Benimle Tanrı arasında özel bir mesele olarak kalması gerekiyordu. Fakat sonraları birçokları merakımı öğrendi. Beni sert bir şekilde suçladılar. ‘Akli dengesi yerinde değil’, ‘deli’ dediler. Başkaları ise İslam karşıtı bir organizasyonun etkisi altında olduğumu söylediler. Müslümanlar hayatımı o kadar katlanılmaz hale getirdiler ki ölmeyi istedim. Sorun neydi? Tek bilmek istediğim gerçekti.

Yirmili yıllarımın başlarında yeniden araştırmaya başladım. Beni ilgilendiren soruların bazıları şunlardı; “Öldükten sonra nereye gideceğim? Sonsuz yazgımın ne olduğunu bilmeye hakkım yok mu? Müslümanlar neden bu kadar katı bir şekilde kendi dinlerini tartışmayı reddediyorlar? Tanrı insanların kendi kaderlerine karşı kör olmalarını mı istiyor? İslam’ın tek gerçek din olduğunu nasıl bilebilirim?”

Kimseden yardım almadan felsefe ve psikoloji konularında kitaplar okumaya başladım. Bunların bazıları ateizmi tanıtıyor ve destekliyordu. Fakat Tanrı’yı inkar etmek gerçeği bilmek için duyduğum içsel özlemin sesini hiç susturmadı. Kadercilik ve kayıtsızlığı benimsemeye teşvik edildim ama bu işleri sadece daha da kötüleştirdi. Canım hala çaresizlik içinde ruhsal yazgımız konusunda nihai gerçeği arıyordu.

Sırf Müslüman bir anne babanın çocuğu olarak Müslüman bir ülkede doğmuş olduğum için Müslüman olarak sayılmam beni rahatsız ediyordu. Seçim hakkım yoktu. Bana gerçeği araştırmak ve bulmak için bir fırsat verilmiyordu. En kötüsü kendi ailem de dahil olmak üzere birçok Müslüman, aile geleneği nedeniyle Müslüman’dı. Yüreklerini gerçeğe açarak dinlerini araştırmak için ciddi ve gayretli bir çalışma yapan neredeyse hiç Müslüman görmemiştim.

1968 yılında bir kitap okurken Kutsal Kitap’ta beni çok cezbeden bazı ayetlerle karşılaştım. Bu ayetler İsa Mesih adında bir adamdan büyük bir yetkiyle söz ediyordu. Bu adam dünyaya şöyle demişti:

“Yol, gerçek ve yaşam Ben'im" dedi. “Benim aracılığım olmadan Baba'ya kimse gelemez. (Yuhanna 14:6)

Aklımda düzinelerce soru vardı. ‘Peki, o zaman İslam’ın peygamberi ne olacak?’ ‘Müslümanlar neden hiç İsa Mesih hakkında bu şekilde konuşmuyorlar?’ Her zaman İslam’ın peygamberinden söz ediyorlar. ‘Baba’ kim?’ ‘Onun eşi kim?’ ‘Peki ya nihai gerçek olduğunu iddia eden İslam.’ Müslümanların ‘değiştirildiğini’ söylediği Kutsal Kitap’a nasıl güvenebilirim ki?’ Ve daha başka pek çok soru.

Aynı kitabı okudukça aynı adamın, İsa Mesih’in başka sözlerine de rastladım,

“Ey bütün yorgunlar ve yükü ağır olanlar! Bana gelin, ben size rahat veririm.” (Matta 11:28)

Yıllarca huzur aramıştım, bu İsa huzurun kaynağı olduğunu iddia ediyordu ve insanları kendisine gelmeye davet ediyordu. O zaman henüz hiç Kutsal Kitabım olmamıştı. Hiç Kutsal Kitap görmemiştim bile. Sonra inancını ciddiye alan bir Hıristiyan’dan bana Kutsal Kitabı’nı ödünç vermesini rica ettim çünkü bu kadar yetkiye sahip olduğunu iddia eden bu adam hakkında daha fazla okumak istiyordum.  

Bu sıralarda Mısır’ı ziyaret eden Amerikalı bir müjdeci olduğunu duymuştum. Kutsal Kitap’tan paylaşımını duymak için büyük bir hevesle Protestan bir kiliseye gizlice girdim. Arapça bilmediği için bir çevirmen aracılığıyla konuşuyordu. Daha önce hiç duymadığım şeyler duydum. Kutsal Kitap’ın Tanrı’nın sonsuz gerçeğinin kaynağı olduğunu hiç fark etmemiştim. Eskiden Kuran’dan ayetleri okuyup ezberlemiştim. Yıllar boyunca İslam hakkında öğrendim fakat Tanrı benimle Kuran’ın öğretişleri aracılığıyla hiç konuşmamıştı. Aksine Kutsal Kitap’tan ayetler okuyup vaazlar işittiğimde farklı bir sesin, farklı bir bildiriyi farklı bir yetkiyle verdiğini görüyordum.

Cesaretimi toplayıp vaizden bana İsa Mesih ve Kutsal Kitap hakkında bir şeyler daha anlatmasını istedim. Müslüman olan birinin de Kutsal Kitap ve göksel Baba’ya erişip erişemeyeceğini sordum. Ben de sonsuz yaşam, günahların bağışlanması, cehennemden kaçış ve Tanrı’nın çocuğu olma hakkında kesin olarak bazı şeyleri bilebilir miydim?

Vaiz benimle birkaç ayeti paylaştı:

“Çünkü Tanrı dünyayı o kadar çok sevdi ki, biricik Oğlu'nu verdi. Öyle ki, O'na iman edenlerin hiçbiri mahvolmasın, hepsi sonsuz yaşama kavuşsun.” (Yuhanna 3:16)

Sadece bu ayet bile tüm dinlere cevap veriyor. İnsanlığın günahı nedeniyle Tanrı biricik Oğlu’nu bizim yerimize ölmesi için gönderdi. Sonsuz cehennemden kurtulmak için yerine getirilecek uzun bir dinsel görevler listesi değil, sadece bu gerçeğe inanmak gerekiyordu. Tanrı bunu hem sevgisi ve iyiliği hem de doğru bir yargıç olduğu için planladı ve gerçekleştirdi. Tanrı’nın yargısı günahın bedeli olarak ceza gerektirir.

“Çünkü günahın ücreti ölüm, Tanrı'nın armağanı ise Rabbimiz Mesih İsa'da sonsuz yaşamdır.” (Romalılar 6:23)

Günahın ücreti ölümdü ama Tanrı aynı zamanda merhametlidir. Bu nedenle bize diğer alternatifi veriyor: “Çünkü günahın ücreti ölüm, Tanrı'nın armağanı ise Rabbimiz Mesih İsa'da sonsuz yaşamdır.” 

Basit gerçek, gerçek olamayacak kadar iyiydi ama gerçektir çünkü Tanrı’nın Sözü’dür. Tanrı’nın çağrısını göz ardı edemezdim – “Gelin, Gelin, Gelin!”

Kutsal Kitap’ı okudukça ve Kutsal Kitap’tan ayetleri işittikçe Tanrı’nın bana kişisel olarak konuştuğuna daha çok ikna oldum. Tanrı’nın sözü yüreğime konuşmaya devam etti. Tanrı İncil’de şöyle dedi:

“Bu denli büyük kurtuluşu görmezlikten gelirsek nasıl kurtulabiliriz?” (İbraniler 2:2)

İnsan İsa Mesih’in kim olduğunu ve kendisi için ne yaptığını bilmediği sürece Tanrı’nın günahkar insana vereceği sonsuz yargıdan kaçamaz. Diğer tüm dinlerin öğrettikleri önemli mi? Hayır. Neden? Çünkü Tanrı’nın sonsuz gerçeği değişmez.

Sonunda, yıllarca kıvrandıktan sonra gerçeğe yönlendirildim, Rab, Kurtarıcım, Rab İsa Mesih. Tanrı’dır. Gerçektir. Yaşam veren ve kurtuluşa giden tek yoldur. Sizin için de hayatını verdi ve peygamberlik edildiği gibi ölümden dirildi. Yıllar boyunca gerçeği aradım. Sonra bir noktada Tanrı göklerden elini uzattı ve beni İsa Mesih’e imana yöneltmek için bu Kutsal Kitap öğretmenini yaşadığım şehre gönderdi. Tanrı bunu şimdi sizin için de yapıyor. Siz de gerçeği bilip benim sahip olduğum ruhsal özgürlüğün aynısını deneyim edebilirsiniz.

“Gerçeği bileceksiniz ve gerçek sizi özgür kılacak" dedi.” (Yuhanna 8:32)