headerLogo2b-18pt-myriadpro

İsa ve Adlarının Cennette Yazılmış Olmasından Ötürü Duyduğu Sevinç

16 image12025 ant 45Karınca tepesine yaklaştığımda karıncalar durumu değerlendirdi ve mantıklı bir sonuca vardı. Sahip oldukları algılama kapasitesine göre tabii. Karıncaları rahatsız eden ve çevrede hızlı bir şekilde dolaşmalarına neden olan aslında ‘gölgem’ değildi. Gölgemi ‘görmediler.’ Kokumu aldılar. Karıncaların olağanüstü bir koku alma duyuları vardır. Biz insanların görme ve duyma duyularını kullanması gibi onlar da kimyasallar kullanır. Çevrelerinde olup bitenlerle ilgili bilginin çoğunluğuna böyle ulaşırlar. Karıncanın antenleri, hidrokarbonların ürettiği kokular arasındaki ince farklılıkları ayırt edebilecek kadar ince ayarlıdır. Bu göreceli olarak basit kimyasalların yoğunluğu arsındaki en ufak değişiklikler karıncaların davranışlarında çok önemli ve derin farklılıklar yaratır.

Karıncalar benim doğam hakkında ne kadar bilgi edinebilir? Hiç. Neye benziyordum? Bunu saptayamazlar. Benim gelişime doğru bir şekilde karşılık verdiler ama bu gerçeği yansıtmadı. Ben onlar için bir tehdit değildim. Aksine, bu topluluğa büyük hayranlık duyuyordum. Tanrı, karıncaların sahip olduğu haşhaş tohumu büyüklüğündeki beyinlere inanılmaz yetiler dokuduğu halde, sizin ve benim nasıl birileri olduğumuzu anlama yetileri yoktur. 

Söz konusu Tanrı olduğunda bizim için de aynı şey geçerlidir. Büyük olasılıkla size Tanrı’nın insan aklıyla anlaşılabileceği öğretildi. Beni yanlış anlamayın. ‘Mantığı’ eleştiren biri değilim. Mantık, insan aklının gerçeği keşfetme ve işletmek için sahip olduğu doğal yetidir. Örneğin bugün web sitesiyle ilgili bir sorunu çözmek için insan aklının muhakemesini kullandım. Fakat, mantığı dışarıda soğukta bırakmamız gereken bir yer var. Tanrı’nın dünyası. Bu dünyayı anlamak için gereken nedir? Tanrı’nın kendisini doğaüstü bir şekilde açıklaması. İnsan aklının yardım almayan güçlerinin bizim için keşfedemeyeceği şeyler için Tanrı’nın aydınlatmasına ihtiyacımız var.    

17 future i wonder 45Üçlü Birlik hakkında anlattıklarımızı hemen kabul ettiniz mi? Yoksa mantıksız mı buldunuz? Eğer mantıksız bulduysanız çok haklısınız! İnsan aklının alabileceği bir şey değil. Tanrı, İncil’de kendisini nasıl açıkladıysa öyledir. ‘Antenlerimizi’ istediğimiz kadar sallayabiliriz ama Tanrı’yı anlamamıza bir yararı olmaz. Peki neden? Tanrı doğaüstü bir varlıktır. Bu nedenle, kendisini doğaüstü bir şekilde açıkladığı zaman anlaşılabilir. O’nun hakkında bir şeyler bilebilirsiniz ve büyük olasılıkla çocukluğunuzdan beri O’nun hakkındabir şeyler biliyorsunuz. Aslında Tanrı hakkında bir şeyler bilmek farklı bir konudur. O’nu tanımak ise insanın yaşamında Tanrı’nın aydınlatıcı işini gerektirir. 

Size Arif’ten söz edecektim, hatırlıyorsunuz değil mi?

Arkadaş olduktan yaklaşık dört ay sonra Arif bir sabah, erkenden daireme geldi. Kırsal bir bölgede küçük bir kasabanın dışında yaşıyordum. Dairemin kapısı kilitlenmiyordu. ‘Gözetleme deliği’ de yoktu; kapının tahtasında gözetlemek için kullanabileceğiniz birkaç delik vardı.

Arif habersiz geldi. Birden orada yatağımın yanında bitiverdi. Pijamalarımla, uyku ile uyanıklık arasında bir yerdeydim. Bana ne nasıl olduğumu sordu ne de ‘günaydın’ dedi. Yüreğinde yanıp tutuşan bir soru vardı ve yanıt istiyordu.

‘Neden beni seviyorsun?’ diye sordu.

Pek çok kez Hristiyanlık inancı hakkında konuşmuştuk. Bütün sorularının yanıtlandığını düşünmüştüm. Ama görünüşe göre biri yanıtlanmamıştı. ‘Günaydın’ dedim ve Kutsal Kitabım’ı almak için masama gittim. Masada bir zarf da vardı, onu da aldım. Kutsal Ruh’un imanlının yaşamında oluşturduğu dokuz niteliği sıralayan ayetleri açtım ve okudum. Yavaş yavaş. 

“Ruh'un ürünüyse sevgi, sevinç, esenlik, sabır, şefkat, iyilik, bağlılık, yumuşak huyluluk ve özdenetimdir...”

18 image11070 cross sharpened 45“Arif, hayatımda gördüğün sevgi benim ürettiğim bir şey değil. Tanrı yapıyor. Gördüğün, benim sevgim değil, O’nun sevgisi. Bunlardan herhangi birisine hayatında ihtiyacın var mı?’ diye sordum. Sonra dokuz niteliği yeniden okudum,

‘...sevgi, sevinç, esenlik, sabır, şefkat, iyilik, bağlılık, yumuşak huyluluk ve özdenetim.’ 

Uzun bir süre yanıt vermedi. ‘Evet var’ dedi. Yanıt verir vermez, zarfı Kutsal Kitap’ın içine koydum ve zarfın yarısı dışarı taşmış bir şekilde Kutsal Kitap’ı Arif’e verdim. Dedim ki, ‘İsa’yı Kurtarıcın olarak kabul ettiğin zaman, Arif, Tanrı seninle bir paket anlaşma yapmış gibi olur. 'İki al bir öde' ama bu sefer her ikisi de karşılıksız. Kurtarıcın olmasıyla bereket alırsın ve anında bu niteliklerin içinde oluşmaya başladığını görürsün. Bunlar, Kutsal Ruh’un işlemesiyle olur.’    

Birkaç hafta sonra kilise ibadetimize katıldı. İbadetin sonunda genellikle tapınma ve övgüye yer verilen serbest bir zaman olur. Herhangi biri ilahi önerebilir. Herhangi birisi bir övgü sözü söyleyebilir- ya da birden fazla. Tamamen bir sessizlik olduğu sırada Arif’in bir köşeden sesini duyduk. Yüreğinde ne mi vardı? Şöyle dedi, ‘Rab İsa, karanlıktan senin ışığına gelmek istiyorum.’

İsa’nın Yeruşalim yoluna bakarken ‘Kutsal Ruh’un sevinciyle’ coşması gibi bir deneyimi her Hristiyan yaşamış mıdır? Evet. Arif ve benim deneyimimiz her gerçek Hristiyan için normal bir deneyimdir.